loader
Muhalif Olmak İle Vatan Haini Olmak Arasında İnce Bir Çizgi

Muhalif Olmak İle Vatan Haini Olmak Arasında İnce Bir Çizgi

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Amerika Birleşik Devletleri’nin Güncel Çıkarları Önünde Sarsılmaz Bir Şekilde Duruyor Olması, Cia’nın Ve Güdümü..

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Amerika Birleşik Devletleri’nin Güncel Çıkarları Önünde Sarsılmaz Bir Şekilde Duruyor Olması, Cia’nın Ve Güdümündeki Bilumum İşbirlikçilerin, Türkiye Üzerinde Yeni Bir Kaos Senaryosu Dahilinde Çalışmaya Başlamasına Neden Olmuş Bulunmaktadır. "Av. Sedat Çetinkaya"
 
Bu Kaos Senaryosunun, Tüm Boyutlarıyla Ele Alınıp; 
 
Karşıt Tedbirlerin, Herhangi Bir Kayıt Ve Sınırlama Gözetilmeksizin Acilen Uygulama Sahasına Sürülmesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Ve Aziz Milletimizin Önceliği Haline Gelmiş Bulunmaktadır. 
 
ABD yönetimine hakim olan küreselciler; oluşturmaya çalıştıkları, dünyayı ve insanlığı tamamen kendi kontrollerine yönlendirmeyi hedefleyen stratejileri doğrultusunda faaliyette bulunurken, kendileri için tehlike arzeden Türkiye ve Rusya’yı da hedef olarak belirlemiş bulunmaktadır.
 
Rusya; Türkiye’nin Türkistan ve Kafkasya’ya yönelik stratejisi bağlamında oluşan hedefleri ve Rusya üzerinden yükselen güncel çıkarları bir tarafa bırakılacak olursa, ülkemiz açısından olumlu addedilebilecek şekilde tuzağa düşmüş bulunmaktadır. Rusya yeni bir konsept geliştirememesi ya da nükleer bir savaş çıkarmaması durumunda; 
 
Batının ekonomik baskısı, askeri kapasitesinin niteliksizliğinin ortaya koyduğu yetersizlik, ambargo ve dış baskılar ve savaşın uzaması durumunda iç cephesinden yükselecek ve CIA tarafından körüklenecek karşıtlıklar üzerinden bir çöküş süreci yaşama ihtimaliyle karşı karşıya bulunmaktadır. 
 
Rusya’nın böyle bir çöküş süreci yaşaması ve küresel güç merkezlerinin, Rusya’yı tam anlamıyla yenilgiye uğratması da bizim açımızdan olumlu bir duruma tekabül etmemektedir. 
 
Zira henüz, sahada boşalacak Rusya etkisini, Avrupa- ABD ve Çin’e karşı tam olarak doldurma imkanımız olmadığı gibi Rusya’nın çöküş süreci sonrasında küresel güçlerin tek hedefi konumunda kalmanın da kısa vadede tercih etmeyeceğimiz bir durum olarak tanımlanabilmesi söz konusudur.
 
1. Rusya'ya karşı psikolojik üstünlüğü ele geçirmek ve baskıyı arttırmak isteyen küresel güçlerin, Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya alınması ile ilgili yürüttüğü sürecin Türkiye tarafından tehdit edilmesi,
 
2. Türkiye’nin, Rusya üzerindeki siyasi ve ekonomik baskıyı azaltan açık bir kapı olması,
 
3. İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nın, Türkiye tarafından yabancı askeri güçlere kapatılmasının, Rusya’nın güvenliğini garanti altında almakta oluşundan doğan ancak seslendirilemeyen rahatsızlık,
 
4. Türkiye’nin Irak ve Suriye sahasında yürüttüğü faaliyetlerin ve ortaya koyduğu tehdidin, küresel güçleri hareketsiz bırakıyor olması,
 
5. Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Kıbrıs dahilinde oluşturduğu blokajın ve Libya’da ortaya koyduğu etkinin, küresel güçlerin planlarını bozuyor olması, 2023 seçimlerine gidilen yolda STRATEJİK GEREKLİLİKLERİN DIŞINA ÇIKILMAK SURETİYLE, Türkiye ile de yumuşak bir şekilde ve vekil yapılar kullanılarak bir karşıtlığın yükseltilme ihtimalini işaret etmektedir. Elbette bu noktada dengenin, Türkiye’nin küresel güçlere karşı kullanabileceği argümanları kullanma sınırı esas alınmak suretiyle oluşturulacağı da açıktır.
 
Bu bağlamda Amerika Birleşik Devletleri, Pkk//Pyd//Ypg//Sdg yapılanmasının Türkiye açısından sınırlayıcı bir güç olmadığını ve kendisinin de bu gücün arkasında durarak Türkiye’ye karşı hamle yapamayacağını iyice anlamış bulunmaktadır. 
 
ABD’nin son dönem hamleleri, Rusya’nın karşısına Ukrayna’yı çıkardığı gibi Türkiye’nin karşısına da Yunanistan’ı çıkarmak üzerine şekillenmeye başlamıştır. Yunanistan Başbakanı K.Miçotakis’in, Türkiye aleyhine söylemlerinin ABD meclisinde dakikalarca alkışlanmasının temelinde de bu stratejinin yansıması bulunmaktadır. 
 
ABD, Yunanistan’dan aldığı üsler ve gerçekleştirdiği silah yardımlarıyla Yunanistan’a yeterli düzeyde güvenceyi verip, Dedeağaç’tan Yunanistan’a yönelebilecek bir Türk harekatının önünü kestiğini de gösterdikten sonra bir hava ve deniz savaşıyla Türkiye’ye diz çöktürmenin planlarını yapmaktadır. Son dönemde Yunan Hava ve Deniz kuvvetlerini güçlendirme yönelik sinsi faaliyetlerin arkasında da aynı stratejinin bulunduğunu söyleyebilmek mümkündür.
 
Bu arada ülkemiz içinde de bizi içten sıkıştırmaya matuf bir kaos stratejisinin zeminin adım adım hazırlanmaya çalışıldığını da görmek gerekmektedir. Bu bağlamda bir değerlendirme yapıldığında; 
 
1. Atatürk Havalimanı’nın millet bahçesi yapılması meselesi üzerinden yürütülen algı operasyonları ve tartışmanın yönünün, Atatürk üzerinden bir kutuplaşma oluşturacak şekilde dizayn edilmeye çalışılıyor olması,
 
2. Canan Kaftancıoğlu’nun yaptığı açık hakaret ve küfürlerden dolayı almış olduğu cezanın, ülkede yargıya baskı yapan bir hükümet eliyle ve siyasi saiklerle tesis edildiği algısını oluşturacak ve bu algı üzerinden eylemsel karşıtlık doğuracak yaklaşımlar sergilenmekte oluşu,
 
3. İttihat ve Terakki Partisi’nin günümüzdeki temsilciliğine soyunan bir partinin ve onun yakında siyasi çöplüğün bir parçası olacak başkanının, gezi ayaklanması üzerinden yakmaya çalıştığı isyan ateşi,
 
4. Ana Muhalefet Partisi’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, elektrik faturasını ödememe şeklinde ortaya koyduğu göstermelik eylem tarzıyla, milleti sivil itaatsizliğe sevkederek, ülkede karışıklık çıkarmaya matuf yaklaşımlar içinde olması, 
 
5. Kemal Kılıçdaroğlu’nun SADAT’a baskın verme girişimi ile ileride oluşacak bazı muhtemel karışıklıkların ve terörist eylemlerin faturasını Sayın Erdoğan’a çıkarmanın altyapısını hazırlamaya çalışması,
 
6. Zillet cephesi ile yabancı büyükelçiler arasında oluşan derin yakınlaşmanın stratejik analizinden çıkan veriler… 
 
7. Göçmenler ve mülteciler üzerinden yükseltilen ve milliyetçilik sosuyla süslenmiş karşıtlığın, Sayın Erdoğan üzerine kanalize edilmeye çalışılması ve mültecilerin //göçmenlerin de karışacağı bir iç çatışmanın nüvelerinin hazırlandığına ilişkin verilerin dikkat çekiyor olması,
 
8. Millet nezdinde temsil derinliği bulunmayan bir tabela partisi yetkilisinin, Devletin İçişleri Bakanı’na yönelen meydan okumaları üzerinden cepheleşme faaliyetlerinin ısıtılmaya çalışılması,
 
9. Dolar üzerinde yeni bir hareketlendirme oluşturmaya matuf yerel işbirlikçi hareketlerin dikkat çeker hale gelmesi,
 
10. Fiyatlar genel düzeyinin kasıtlı bir biçimde yükseltilmesiyle toplumun ayaklanmaya, itaatsizliğe ve R.Tayyip Erdoğan karşıtlığına yönlendirilmeye çalışılıyor olması DURUMU İLE KARŞI KARŞIYA OLDUĞUMUZ GÖRÜLMEKTEDİR.  
 
Milletimizin tüm fertleri; üzerimizde oynanan oyunların, yürütülen algı operasyonlarının farkına varmalı, kandırılmışlığın bir ürünü olarak ya da gelenekçiliğin bir devamı olarak hangi siyasi hareketi destekliyor olursa olsun, şahsi emellerini, küresel güçlerin çıkarları ile birleştirmiş kişi ve grupların oyuncağı olmaktan kendini korumalı, vatana ihanet addedilebilecek faaliyetlerden de uzak durmalıdır. 
 
Muhaliflik ile vatan haini olmak arasında ince bir çizgi , küçük bir bakış açısı ve faaliyet farkı olduğu unutulmamalıdır. 
 
Sonra kimse, benim suçum yoktu diyerek ağlamanın bir faydası olmayacağını ve eninde sonunda, devletimiz ve milletimiz tarafından hesaba çekileceğini unutmamalıdır…


Gazipaşa Haberler Not:
Eğer sizde mesleki haberinizin yada tarifinizin web sitemizde yayınlanmasını istiyorsanız; "Haberini Yada Tarifini Paylaş" sayfamızdaki kriterlere uygun bir şekilde uygun içeriklerinizi bize gönderebilirsiniz. Gazipaşa Haberleri internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü şair içeriklerle ilgili telif hakları www.gazipasahaberler.com 'a aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İzinsiz ve "kaynak gösterilse" dahi iktibas olunamaz; hiçbir surette kopyalanamaz ve başka bir yerde yeniden yayıma konulamaz.


  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

Benzer Haberler