loader
Türkiye’nin Sınırları Dahilinde Yapacağı Askeri Operasyon

Türkiye’nin Sınırları Dahilinde Yapacağı Askeri Operasyon

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni askeri olarak çevreleme, siyasi olarak parçalama ve Türkiye’nin mevcut hukümet 'inden bir şekilde kurtularak yerine işbirlikçi bir yöne..

Türkiye’nin Güney Sınırları Dahilinde Yapacağı Askeri Operasyonlar...Türkiye’nin Güney Sınırları Dahilinde Yapacağı Askeri Operasyonlar...
Av. Sedat Çetinkaya
 
Küresel Fitne Merkezlerini Ve Onların Yerli İşbirlikçilerini Topyekün Harekete Geçirmiş Olsa Da Müslüman- Türk Milleti Karşısında Yaşayacakları Sonuç ; Yenilgi, Hezimet Ve Perişanlık Olacaktır…
 
KÜRESEL GÜÇ MERKEZLERİ, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni askeri olarak çevreleme, siyasi olarak parçalama ve Türkiye’nin mevcut hukümetinden bir şekilde kurtularak yerine işbirlikçi bir yönetimi getirme stratejisi üzerinden hareket ederken ; Türkiye’nin, güney sınırları dahilinde hakimiyet alanını genişletme cihetinde ortaya koyduğu faaliyetler karşısında ne yapacağını bilemez bir durumda kalmışlardır.
 
Pkk yöneticisi Cemil Bayık, herkesi Ak Parti- Mhp ittifakından uzak durmaya, CHP ve İyi Parti’ye de destek vermeye çağırırken, HDP sözcüsü Ebru Günay ise Ayn-el Arab’a yönelik olarak gerçekleşecek bir operasyona ilişkin korkusunu ön plana çıkararak, soykırım söylemiyle ön almaya çalışmaktadır.
 
Bu arada içimizdeki işbirlikçi takımı da ülkemizdeki göçmenler üzerinden bir tepki genişlemesi oluşturmak için uğraşırken, aslında ; “Türk askerinin Suriye’de ne işi var ? ”  şeklindeki bir soruyla tanımlanabilecek GİZLİ BİR AJANDA ÜZERİNDEN, Türkiye’nin Suriye operasyonunu engellemeye ve Türkiye içinde özellikle Suriye’liler üzerinden kaos çıkarmaya yönelik olarak çalışan CIA politikasına destek vermek için tüm gayretleriyle mücadele etmeyi sürdürmektedir. Onların bu ihanetleri, Türk Milleti’nin KUDRET VE AZAMETİ karşısında hiçbir şekilde neticeye ulaşamayacak, kendileri de düştükleri zillet çukurunda debelenerek geberip gidecektir.
 
"Her yer Kandil, her yer direniş" gibi bir söyleme tek söz söyleyemeyen, teröristlerce alkışlanan, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’a özgürlük isteyip, Türkiye Cumhuriyeti’ni seri katil olmakla ve soykırım yapmakla suçlayanları baş tacı eden, yabancı büyükelçilerle fitne pazarlıkları yapıp kaos senaryoları üzerinde çalışanları alkışlayan, Abdülhamid Han’a ve Sayın Erdoğan’a olan kinlerini her zeminde haykıran vatan hainleri takımı da adeta hırslarından yarılmaktadır.
 
Ancak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve müslüman- Türk milletinin düşmanları ne yaparsa yapsın, işbirlikçiler ve vatan hainleri güruhu ne planlarsa planlasın, bu ülkenin KADİM GÜÇLERİ VE YÖNETİMİ, varlığına uzanan tüm ihanet odaklarını perişan edecek ve öncelikli hedefi olan MİSAK- I MİLLİ sınırlarına adım adım ulaşacaktır. 
 
BUGÜN GÖÇMEN GİBİ GÖRDÜKLERİMİZ, yarın toprakları ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin bir parçası olacak, İran’ın ve onun güdümündeki Irak hukümetinin tehdidinden kurtulmak isteyen Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, kendi isteğiyle Türkiye’ye bağlanma kararı dahi alacaktır. İşte hem içimizdeki işbirlikçi hainlerin hem de dışımızdaki düşmanlarımızın ortak hedefi, Türkiye’yi bu amacından saptırmak ve bu hedefe yönelen siyasi iradeyi yok etmektir. 
 
Bu nedenle siyaseten kimi desteklediğimize ve küçük çıkarlar peşinde koşmak suretiyle de olsa kimlerin safında bulunduğumuza çok ama çok dikkat etme mecburiyetimiz bulunmaktadır. Bu ülkede onbinlerce insanın ölümünden sorumlu olan bölücü terör örgütünün, samimi desteğini ilan ettiği siyasi yaklaşımlara destek vermeyi aklen tanımlamaya dilim varmamakta, kalemim ise söz konusu tanımı yazamamaktadır.
 
Türkiye’nin, Suriye’ye yönelik olarak gündeme getirmeyi planladığı askeri operasyona ilişkin şartları ise siyasi ve askeri açıdan, Fırat’ın doğusu ve batısı biçiminde değerlendirme zaruretinin bulunduğunu  öncelikle ve önemle  ifade etmek isterim.
 
Fırat’ın batısı açısından karşımızda olan güçler ; 
 
Esed rejimi, İran milisleri ve Rusya’dır. Bu güçlerinin hiçbirinin, Türkiye’nin gündeme getireceği bir operasyonu durdurma ya da yenilgiye uğratma gücü ise bulunmamaktadır. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, yapmış olduğu açıklama ile Türkiye’ye yönelik olarak stratejik bir yönlendirme yaparak, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yapacağı bir askeri harekat için üstü kapalı da olsa destek verdiklerini ortaya koymuştur. Ancak Türkiye’nin hedefi de öncelikli olarak Tel Rıfat ve Münbiç olmalıdır. 
 
Böyle bir durumda Rusya’nın yapacağı hiçbir şey olmayacak ve durumu kabullenmekle karşı karşıya kalacaktır. Zaten Rusya, Münbiç’i zamanında ABD yönetiminin etki alanına terk etmiş, Tel Rıfat’dan da fiilen çekilmiştir. Ancak Türkiye’nin Tel Rıfat ve Münbiç’e yönelik operasyonuna İran milisleri ve Esed rejiminin, İdlib bölgesinde ortaya koyacağı bir karşı harekatla cevap verebilme ihtimali bulunmaktadır. 
 
Bu nedenle Fırat’ın batısına yapılacak bir harekatta, İdlib’e yönelecek bir karşı harekatı bastırma hazırlığı da mutlaka yapılması gerektiği gibi El Bab’ın güneyinden İdlib bölgesine yönelik olarak Halep’i düşürecek bir yarma harekatı da bir karşı tehdit olarak mutlaka planlanmalıdır. Böylece düşman, boyunu aşacak bir girişimle karşımıza dikilme cüretini göstermeye tevessül ettiğinde, elindeki bulgurdan da edilmelidir…
 
Suriye sathında Fırat’ın batısına yapacağımız bir askeri harekatın, Rusya’yı sürklase ediyor olması nedeniyle ABD tarafından destekleneceği düşünülecek olsa da bir sonraki hedefin Fırat’ın doğusuna yöneleceğini bilen ABD’nin, bu harekata gerçek anlamda siyasi destek vereceğini söyleyebilmek ise mümkün görünmemektedir.
 
Türkiye’nin, Fırat’ın doğusuna yönelik olarak bir askeri harekat gerçekleştirmesi durumunda karşısına çıkacak asli güçler ise ; 
 
ABD birlikleri ve Pkk//Pyd//Ypg//Sdg yapılanması güçleri olacaktır. ABD’nin içinden geçtiğimiz hassas dönemde Türkiye’nin bu operasyonuna karşı askeri açıdan tavır alması mümkün değildir. 
 
Ancak bu operasyonu durdurmak için, Dolar kuru ve içimizdeki işbirlikçi yapıların ifsad edici faaliyetleri başta olmak üzere her türlü enstrümanı ve konjonktürel durumu kullanacağını da görmek gerekmektedir. Ayrıca Türkiye'nin, F 16 modernizasyonu ve Yunanistan'la olan sorunlar başta olmak üzere ABD nezdinde var olan ve ekstra bir gerilimi ertelemesi gereken bazı konjonktürel çıkarları da bulunmaktadır.
 
Kısaca belirtmek gerekirse, akıl ve siyasi strateji, Fırat’ın batısına yönelik bir askeri harekata yüksek olasılık kazandırmaktadır.
 
Türkiye’nin, Münbiç ve Tel Rıfat’ı kontrol altına alması ; bölgenin suyunu, elektriğini, ulaşım güzergahını ve dolayısıyla ikmal- enerji ve gıda arzını da büyük ölçüde kontrol altına alması demek olacaktır. Bu durum da Türkiye'nin bölgedeki etkisini ve gücünü, günümüzle kıyaslanamayacak ölçüde arttıracaktır.
 
Münbiç’in kontrol altına alınması sonrasında, Telabyad- Ayn İsa hattından hareketle Ayn- El Arab’ın güneyden kuşatılması ile bölgenin kendiliğinden pasifize olup elimize geçmesinin önünün açılacağını da gözden kaçırmamak gerekmektedir.
 
Müslüman Türk Milleti’nin düşmanları, tüm güçleriyle çığlık atıyor ve fitne saçan iğrenç sesleriyle çıyaklıyor olsalar da puslu havayı seven Gökkurt’un pençesinden kurtulmayı başaramayacaklardır. 
 
Al bayrağımız, eninde sonunda milli yeminimiz olan topraklarda, Gök bayrağımız ise tüm Türk yurtlarında ve Kızılelma semasında dalganacaktır…


Gazipaşa Haberler Not:
Eğer sizde mesleki haberinizin yada tarifinizin web sitemizde yayınlanmasını istiyorsanız; "Haberini Yada Tarifini Paylaş" sayfamızdaki kriterlere uygun bir şekilde uygun içeriklerinizi bize gönderebilirsiniz. Gazipaşa Haberleri internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü şair içeriklerle ilgili telif hakları www.gazipasahaberler.com 'a aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İzinsiz ve "kaynak gösterilse" dahi iktibas olunamaz; hiçbir surette kopyalanamaz ve başka bir yerde yeniden yayıma konulamaz.


  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

Benzer Haberler