loader

Dünya Siyasetinin Temelleri Ve Türkiye’ye Yansımaları…

Av. Sedat ÇETİNKAYA
Yazar:Av. Sedat ÇETİNKAYA
Bu yazı

Dünya Siyasetinin Temelleri Ve Türkiye’ye Yansımaları…
 
Birinci Dünya Savaşı döneminde, en büyük küresel gücü temsil eden İNGİLTERE ; sömürgelerin kontrolünün zorlaşması, finans etkinliğinin Amerika Birleşik Devletleri’ne kayması, demografik yetersizlik, askeri teknolojide yaşadığı gerileme, üretim ve hammadde zafiyeti gibi nedenlerle gerileme sürecine girmiş ve İkinci Dünya Savaşı’nda yaşadığı hezimet ile birlikte yerini, küreselci paganların kontrolünde yükselen AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ’ne terk etmek durumunda kalmıştır.
 
İkinci Dünya Savaşı sonrasında ALMANYA’nın yenilmiş bir bölgesel güç, İNGİLTERE VE KITA AVRUPASI’nın da Alman işgalinden kurtarılan muhtaçlar konumunda bulunması nedeniyle, kurtarıcıları olan Amerika Birleşik Devletleri’ne tabi olmaları durumu söz konusu olmuştur. 
 
Bu süreç sonrasında, 1949 yılında kurulan NATO ittifakı ile İkinci Dünya Savaşı’nın bir diğer galibi olan SOVYET SOSYALİST CUMHURİYETLER BİRLİĞİ arasında göstermelik bir düşmanlık ve sahte bir karşıtlık üzerinden paylaşılan bir dünya siyasetine giriş yapılmıştır.
 
Bu dönemde AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ ;  askeri gücü, Nato yapılanmasının sağladığı olanaklar, istihbarat faaliyetleri, Dolar hegemonyası, kontrolü altında tuttuğu küresel yapılar, banka ve finans kuruluşları, medya, madencilik faaliyetleri, petrol hakimiyeti, swift sistemi ve sinema gibi yapılarla küresel hakimiyetini geliştirmiş, sınırsız ve karşılıksız bastığı Dolar’ın sağladığı imkanla hiçbir zaman para sıkıntısı da yaşamamıştır. 
 
ABD’nin sadece askeri faaliyetler için harcadığı paranın, kısıntı yapılmış haliyle ve  2021 yılı için 801 milyar Dolar olduğunu ve tüm Nato üyelerinin toplam harcamasının bunun yarısı bile yapmadığını bilmenin, parayla sağlanan küresel güç etkisini ortaya koyması bakımından önemli olduğunu da ifade etmek isterim.
 
HERKES BİLMELİDİR Kİ ABD, sahip olduğu bu finansman gücünü, üretim kaynaklı olarak değil, küresel para musluklarını elinde tutarak ve gerektiğinde sahip olduğu sınırsız ve karşılıksız para basma mekanizmasını kullanarak oluşturmaktadır. Dikkat ederseniz Rusya gibi petrol ve doğalgaz üreticisi bir ülke dahi halihazırda ; petrol ve doğalgazını, kendi parasıyla satamamakta, bu hususta büyük problemler yaşamakta, para transferi yapacağı bir bankacılık hizmetinden yararlanamamaktadır. 
 
Bütün büyük petrol ve doğalgaz üreticisi ülkelerin paralarının, ABD nezdinde adeta rehin durumda bulunması da elbette tesadüf değildir. Bu ülkelerin hemen hemen hepsi, ABD’NİN KENDİLERİNE ATACAĞI KAZIK İÇİN zamanını ve sırasını bekler durumdadır. Sahip olduklarını düşündükleri para ise aslında sadece bir kağıt parçasından ve küresel para baronlarının bilgisayardaki bir kayıttan ibarettir.
 
Ve yine herkes bilmelidir ki Amerika Birleşik Devletleri’ni hiçbir zaman ABD halkı yönetmemiştir. ABD BAŞKANLARINI SEÇENLER ; ABD nezdinde paraya, zenginliğe ve bu ülke nezdindeki hemen hemen her şeye hükmeden küreselci paganlar ve onların hizmetkarı konumundaki para baronlarıdır. ABD başkanları, onlar için birer hizmetkar konumundadır ve ABD halkı ancak ve ancak, onların kendileri için gösterdiği adaylardan birisini tercih edebilmektedir. Çok zor da olsa küreselci paganlara itaat etmeyen başkan ve siyasetçiler ortaya çıkarsa, onlar da kısa sürede bertaraf edilmektedir. YANİ DEMOKRASİ SÖYLEMLERİ VE UYGULAMALARI, TAM BİR ALDATMACADAN VE TİYATRODAN İBARETTİR…
 
BU BATIL DÜZENİNİN YIKILMASI İÇİN, küreselci paganların ve dolayısıyla ABD’nin elinde tuttuğu para musluklarının ve haksız kazancın kesilmesi ve de sömürü düzeninin çökertilmesi gerekmektedir. "Sömürü düzeni kadranı" artık zirveye çıkmış, aşağı yönlü salınımına da başlamıştır. Bu salınım hız kazandığında, çöküş mutlak ve muhakkak bir şekilde gerçekleşecektir. 
 
Bunun için sadece bir süre beklemek dahi yeterli olacaktır. Bu noktada savaşın, yürüyüşü yavaş olan tabiatın akışına istediğimiz hızı vereceğini belirtmek istemekle birlikte henüz bu faaliyet için hazır olmadığımızı da görmek gerekmektedir.
 
DEVLET-İ ALİYYE’NİN NEDEN ÇOK BÜYÜK BİR DEVLET OLDUĞUNU ANLAMAK İSTEYENLERE ; 
 
tüm cihana tek başına kafa tutabilecek, rest çekebilecek ve hepsine diz çöktürebilecek bir güce ve bakış sahip olmasını gösterebilirim. Emin olunuz ki tarihi perspektif açısından, Devlet-i Aliyye’nin gücüne ve fikriyatına gelebilmemiz için, 40 fırın ekmeğe ihtiyacımız bulunduğunu da ifade etmeden geçemeyeceğim.
 
Konuya dönecek olursam, bu küreselci paganlar, bu negatif seyirli durumu gördüğünden olsa gerek, bir zamanlar Varşova Paktı'yla Batı İttifakı arasında gerçekleşen siyasi gerilimi, şimdi de Çin üzerinden şekillendirmenin peşine düşmüş bulunmaktadır. Uzun bir süredir Çin’e yatırım yaparak, Çin’in ekonomik olarak büyümesini sağlayan bu güçler, Çin’in karşıtı olarak da ABD- İngiltere ve müttefikleri üzerinden bir şekillenmeyi sağlamaya çalışmaktadır. Hatta bu noktada Japonya'yı etkileyecek şekilde göstermelik bir savaş çıkarmalarına da şaşırmamak gerekmektedir.
 
Bu noktada ABD, Avrupa’yı askeri açıdan Rusya korkusuyla tehdit edip kendi hegemonyasında tutarken ; Ukrayna’da çıkardığı savaş bağlamında ve İngiltere’yi de kullanmak suretiyle Rusya’yı kışkırtarak, Avrupa ekonomisini ve siyasetini de kontrol altına almaya çalışmaktadır. Bu stratejinin ikinci boyutunu ise Ukrayna savaşı ile iyice yıpranacak Rusya’nın dağılmasını sağlayacak ve önümüzdeki yıllarda hız kazanacak faaliyetler oluşturacaktır. 
 
Elbette Rusya’da, Avrupa üzerinde enerji kartı başta olmak üzere tüm faktörleri kullanarak ; Avrupa sathında, ABD karşıtı bir eğilim oluşturmaya çalışacaktır. Ancak bu faaliyetinde başarılı olma ihtimali, olağanüstü bir durum gelişmediği müddetçe hayli zayıf görünmektedir. Avrupa’nın hızla, geçmişte “tukaka” ilan ettiği nükleer santrallere döndüğünü , Türkiye’nin eline düştüğünü, gıda krizi,  enflasyon ve ayaklanmalarla boğuştuğunu  görmek mümkün hale gelebilecektir. 
 
Bu arada ABD, Türkiye’de bir yönetim değişikliğini sağlayarak Türk Cumhuriyetlerine de uzanmayı ve ABD hegemonyasını, oluşturacağı edilgen ve teslimiyetçi Türkiye üzerinden Türkistan’a da yaymayı planlamaktadır. Elbette bu noktada Moğolistan, Afganistan ve Türkistan coğrafyasının bir bölümü için Çin işgalinin planlandığını ; Türkistan’ın, ABD hegemonyası ile Çin yayılmacılığı arasında pay edilmesinin hedeflendiğini söyleyebilmek de mümkündür. 
 
Zaten gerek FETÖ’nün, Türkistan bölgesindeki  faaliyetlerinin gerçek amacının ve gerekse batının, Gürcistan ve Ermenistan politikasının temelinde bu stratejik gerçekliğin yattığını da görmek gerekmektedir. Net bir ifade ile belirtmek gerekirse ; Türkiye, Kafkaslara ve ardına uzanan bir politikadan uzaklaştırılmak istenmektedir. Hatta bu duruma ; batının Pkk//Pyd//Ypg//Sdg politikasını, 
 
İran’ın bölgede üstlendiği Türkiye karşıtı set politikasını, Doğu Akdeniz’de Türkiye aleyhine tertiplenmeye çalışan düşmanlığın altında yatan gerçekliği, Türk Devletler Birliği faaliyetlerinin akamete uğratılması için gerçekleştirilmeye çalışılan ayaklanmaları ve Yunanistan’ın ortaya koymakta olduğu düşmanlık – kışkırtma ve savaş stratejisini dahil edebilmek de mümkündür. İşte içimizdeki hainlerin Türkiye’nin orada burada ne işi var söylemini içeren politik yaklaşımın arkasında, bu küreselci politikaya hizmet anlayışı bulunmaktadır.
 
AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİNİ YÖNETEN GÜÇLER ; 
 
Rusya’nın dağıtılarak küçültüldüğü, Türkiye’nin parçalandığı ve hakimiyet altına alındığı, Türkistan coğrafyasının ABD ve Çin arasında bölüşüldüğü ; İsrail Krallığı’nın, Nil ile Fırat arasındaki topraklar üzerinde yeşertildiği bir ortamda, İngiltere ve müttefikleriyle ittifak halinde Çin’i dengelediğini gösterir bir ALGI OLUŞTURMANIN ve böylece belki birkaç yüzyıl sürecek bir hakimiyetin ve yeni bir dünya düzeninin temellerini atmanın HAYALİNİ görmektedir.
 
Bu hayalleri, KARŞILARINDA MÜSLÜMAN – TÜRK MİLLETİ OLMASAYDI , büyük olasılıkla gerçek olacaktı. Bizim direnç noktamız ve ivmemizin dayanağı ise sahip olduğumuz İKTİDAR VE BAŞKANIMIZDIR. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve müslüman- Türk milletini yok etmek isteyen güçler, bu arzularından hiçbir zaman vazgeçmemişlerdir. 
 
BUGÜNE KADAR SALDIRGANLAŞMAMALARININ NEDENİ, ÜZERİMİZDE KURDUKLARI HAKİMİYETTİR.
 
Bizi askeri- siyasi- ekonomik- kültürel- toplumsal- sosyolojik- psikolojik ve dini yönden kontrol edebildikleri için bu devran uzun süre böyle devam etmiş ancak böyle gitmemiştir. Küresel güçler halen dahi, yerli işbirlikçileri ve Truva atı konumundaki figüranlarıyla birlikte ülkemizin yönetimini ele geçirme faaliyetini tam gaz sürdürmektedir. 
 
Herkes bilmelidir ki küreselciler ve içimizdeki işbirlikçileri başarılı olursa, başımıza gelecek büyük felaketler var demektir. Bu nedenle söylenen hiçbir yalana inanmayarak, tali meseleleri tamamen görmezden gelerek, büyük resimden gözlerimizi ayırmamız dini ve milli bir sorumluluğumuzdur.
 
TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ'NİN VE TÜRK DEVLETLER TEŞKİLATI'NIN KÜRESEL BİR GÜCE DÖNÜŞMESİ VE ÜMMET-İ İSLAM'IN YENİDEN AYAĞA KALKMASI, ÖNÜMÜZDEKİ 10 YIL ZARFINDA VERECEĞİMİZ AMANSIZ BİR MÜCADELEYE BAĞLIDIR. 
 
BU BÜYÜK VE KUTLU MÜCADELEDE DOĞRU SAFTA YER ALMANIN ŞEREFİ VE SEVABI, BU DÜNYADA DA AHİR HAYATIMIZDA DA BİZE VE TÜM SEVDİKLERİMİZE YETECEKTİR…
 





Gazipaşa Haberler Not:
Eğer sizde mesleki haberinizin yada tarifinizin web sitemizde yayınlanmasını istiyorsanız; "Haberini Yada Tarifini Paylaş" sayfamızdaki kriterlere uygun bir şekilde uygun içeriklerinizi bize gönderebilirsiniz. Gazipaşa Haberleri internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü şair içeriklerle ilgili telif hakları www.gazipasahaberler.com 'a aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İzinsiz ve "kaynak gösterilse" dahi iktibas olunamaz; hiçbir surette kopyalanamaz ve başka bir yerde yeniden yayıma konulamaz.