loader

8 Mart’ı Kutlayalım, Ama Nasıl?

Osman UYSAL
Yazar:Osman UYSAL
Bu yazı

8 Mart’ı Kutlayalım, Ama Nasıl?
 
Elli dört yaşındayım. Lise çağımdan beri her 8 Mart “Kadınlar Günü” olarak kutlandı. 
 
Ne var ki hatırladığım ilk Kadınlar Günü kutlaması ile bugünkü kutlamalar arasında müthiş bir benzerlik var. Kadın örgütlerinin eylemleri, Devleti Yöneten ve diğer siyasi parti yetkililerinin söylemleri, televizyon yayınları, gazete haberleri, sokaklarda dağıtılan güller/karanfiller, ticari reklamlarda kadınların yüceltilmesi… 
 
Sahnedekiler değişmekle birlikte söylemler ve eylemler tıpatıp aynı. 
 
Peki bu süre içerisinde kadınların yaşadığı güvenlik, ekonomik, sosyal ve kültürel sorunların çözümünde bir ilerleme oldu mu? Ne yazık ki bu soruya evet diyebilmek mümkün değil. Zaten bu soruya kısmen de olsa evet diyebilseydik 40 yıldır 8 Mart’ı aynı şekilde yaşamaz, söylem ve eylemlerde az da olsa bir değişiklik olurdu. 
 
Ne yazık ki toplumumuzun büyük bir çoğunluğu tarafından kadın-erkek eşitliği içselleştirilebilmiş bir konu değildir. En acı vereni de birçok kadın tarafından bile kadın-erkek eşitsizliğinin içselleştirilmiş olması ve bir kadının yaşamak için adına ister baba, ister koca ister oğul deyin bir erkeğe ihtiyaç duyduğunun tartışmasız olarak kabul edilmiş olmasıdır. 
 
Peki bu ön kabul nasıl ve ne zaman oluşmuştur? Aslına bakacak olursak insanlık tarihinin başlangıcında kısa bir dönem ve  bazı topluluklar istisna tutulursa erkek egemen toplumun kökeninin çok eski zamanlara dayandığı; dinsel inanışlar ve bu inanışlarla köken bağları bulunan toplumsal görenek ve geleneklerin erkek egemenliğini pekiştirdiğini, özellikle tek tanrılı dinlerin ortaya çıkmaya başlamasıyla da erkek egemenliğinin sarsılmaz bir şekilde sistematik hale geldiğini görüyoruz. 
 
Nitekim çok tanrılı dinlerde erkek tanırların yanında genellikle kadın kimliğindeki tanrıçaların da bulunduğunu görüyoruz. Buna karşılık tek tanrılı dinlerde tanrının erkek olduğu kabul edilir. Bu dinlerin ortak bir diğer özelliği de kadınların kadın olarak değil, anne olarak yüceltilmiş olmasıdır. 
 
Bunun bir sonucu olarak da anne olmayan kadınlar görmezden gelinmiş, hatta pek çok kötülük ve büyük günahların gibi annelik görevlerini yapmayan kadınlardan kaynaklandığı iddia edilmiştir. Hal böyle olunca da kadınlar öncelikli olarak soyun devamının sağlanması ile görevli sayılmış, ekonomik ve sosyal hayattan mümkün olduğunca soyutlanmıştır. 
 
Tarihte güç sahibi olabilen kadınlara bakacak olursak hep kral/padişah/imparator eşi veya annesi olup onları etkileyerek sahip oldukları gücün bir kısmını yasal olarak değil de fiili olarak kullanan kadınlar olduğunu görürüz (Bu konuda birkaç İngiliz Kraliçesi istisnadır). Yani bu durumda dahi kadınların gücü başka bir erkeğe bağlı olmuş, kurumsallaşamamıştır. Keza bu güçlü kadınlar bile erkek egemen sisteme herhangi bir sorgulama yapmamış, sahip oldukları gücü kadınların statüsünü değiştirmek için kullanmamıştır. 
 
Sonuç olarak toplumlarda erkek egemen yapıyı doğrudan sosyal, kültürel, ekonomik ve dinsel kurallar/uygulamalar sorgulamadan, bu olgulardaki kadınların statüsünü değiştirmeden kadın-erkek eşitsizliğinin ortadan kaldırılması mümkün değildir. 
 
Bunu sağlamak için öncelikle okul öncesi eğitimden başlamak üzere müfredatta ciddi değişiklikler yapılması, buna ek olarak aile içi eğitimde kız çocuklarına verilen rollerin değiştirilerek erkek çocuklarla paralel hale getirilmesi gerekmektedir. Bu halde bile kadın-erkek eşitsizliğinin arzu edilen seviyeye düşürülmesi ancak 1-2 kuşak sonra mümkün olabilecektir.
 
Dolayısıyla 8 Martların erkeklerin nutuk attığı, kadınların gül/karanfil alarak mutlu olduğu bir gün olmaktan çıkarılıp, kadın-erkek eşitsizliğini ortaya çıkaran sosyo-ekonomik ve inanç temelli koşulların değiştirilmesi mücadelesinin ivme kazandığı günler haline gelmesi gerekir.
 
Aksi halde nutuk atarak ve gül/karanfil dağıtılarak harcanan onca yılın üstüne en az o kadar yıl daha kaybeder; erkek şiddetine kurban olan nice kadınlarımız için timsah göz yaşı dökmeye devam ederiz. 
 
8 Mart 2022 bir milad olsun, erkek egemen toplumları yaratan olgularla yüzleşmeye başlayalım. İnanıyorum ki gerçek bir yüzleşme yaparsak hepimizin yüzü kızaracak ve kızaran her yüz kadın-erkek eşitsizliğine vurulmuş bir darbe olacaktır.



Gazipaşa Haberler Not:
Eğer sizde mesleki haberinizin yada tarifinizin web sitemizde yayınlanmasını istiyorsanız; "Haberini Yada Tarifini Paylaş" sayfamızdaki kriterlere uygun bir şekilde uygun içeriklerinizi bize gönderebilirsiniz. Gazipaşa Haberleri internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü şair içeriklerle ilgili telif hakları www.gazipasahaberler.com 'a aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İzinsiz ve "kaynak gösterilse" dahi iktibas olunamaz; hiçbir surette kopyalanamaz ve başka bir yerde yeniden yayıma konulamaz.