loader
  • Türk Tarihi Nedir?

    Türk Tarihi Nedir?

  • Türk Tarihi Nedir?

    Türk Tarihi Nedir?

  • Türk Tarihi Nedir?

    Türk Tarihi Nedir?

  • Türk Tarihi Nedir?

    Türk Tarihi Nedir?

  • Türk Tarihi Nedir?

    Türk Tarihi Nedir?

  • Türk Tarihi Nedir?

    Türk Tarihi Nedir?

  • Türk Tarihi Nedir?

    Türk Tarihi Nedir?

  • Türk Tarihi Nedir?

    Türk Tarihi Nedir?

  • Türk Tarihi Nedir?

    Türk Tarihi Nedir?

  • Türk Tarihi Nedir?

    Türk Tarihi Nedir?

  • Türk Tarihi Nedir?

    Türk Tarihi Nedir?


Türk Tarihi Nedir?

Şimdi biz bunlara neden Saka denildiği üzerinde biraz durup, okuyucu yormadan ve sıkmadan Osmanlı ordu ve saray teşkilatında var olan bu hizmet sınıfının görevlerine bakacağız. Önce yazılı kaynaklardaki Saka-İskit

Sakalar-Saklar-İskitler -01
Araştırmacı Yazar- Ali Yıldız
 
Ne kaldı? 
Ne kaldı sivri börklü 
Sarı yeleli, deri yamçılı yiğitlerden?
Ne kaldı,
Ne kaldı rüzgâr kanatlı atlardan?
Ne kaldı deri çizmelerden, gön kalkanlardan,
Ne kaldı gümüş eğerlerden, gemlerden,
Ne kaldı kolanlardan, kulanlardan, topak evlerden?
Ne kaldı kurganlardan?
Ne kaldı?
Ne kaldı üzengilerden, kurgan üzre kişneyen atlardan, kurbanlardan,
Ne kaldı çelik kılıçlardan?
Ne kaldı şimşek gibi geçen demir donlu Alplerden,
Ne kaldı?
Ne kaldı bıçak kesen Deşt-i Kıpçak fırtınalarından,
Ne kaldı Bengü Taşlardan Bilge Kağan’dan
Ne kaldı?
Ne kaldı İskitlerden Peçenek’ten?
Ne kaldı Selçuk beyi Alparslan’dan,
Ne kaldı Kutalmışlardan,
Ne kaldı Kutalmış oğlu Süleyman Şah’tan,
Uvakoğlu Atsız’dan,
Ne kaldı el açılan Gök’lerden,
Ne kaldı altı ok, yirmi dört boydan?
Aradım köşe bucak.
Ne kaldı?
Yokladım belleğimi..
Açtım kara kaplıyı..
Kara kaplının başında yazıyordu..
Sakalardan başlaaaa!
Sakalardan başlaaa !..
Sakaları unutursan vebali vardır.
Yaban unutmamış da sen neden unutursun?
Başla..
Sakalar Türk ırkının bereketidir.
Önce onları an.
Çatlat kafanı, zorla,
Ne kaldı Sakalardan?
 
Yazı Dizisin Diğer Bölümlerini Türk Tarihi Nedir Ana Sayfamızdan Okuyabilirsiniz... (Bu konuda özellikle sn. Ali YILDIZ hocamıza katkılarından dolayı teşekkür ederiz.)
 
Sakalar-Saklar-İskitler- 02
Araştırmacı Yazar- Ali Yıldız
 
Sakalar okumalarımıza bir girizgâh olsun diye başlattığımız bellek yoklamalarının BİRİNCİSİNDEYİZ.
 
Derinlere dalmadan önce kendi belleğimizi kurcalayalım. 
Sakalardan ne kaldı?
Zihnimde önce Ad Bilgisi (onomastik) hatıraları var.
 
SAKA KUŞU
Hemen aklıma ilk geliveren Saka Kuşu..
Nedir Saka kuşu?
Biyologlar, zoologlar Saka kuşuna Latince (Carduelis), diyor.
 
Yıllar önce Akdeniz’e Düşen Mürekkep Damlaları diye bir kitap yazmıştım. Pek okuyan da olmadı doğrusu. Olsa şimdi zengin olurdum. Orada Antalya’da adına Kadirinne denilen bir kuştan bahsetmiş hatta resmini de koymuştum. Öğrencilik  yıllarımızın ısırgan bülbülü. İşte o kuş bir Saka kuşudur.
 
Rengârenk vücudu ve parlak tüyleri ile Saka kuşu ressamları imrendiren bir görünümdedir. Güzel ötüşü ve kafeste kolay yemlenmesi sebebiyle Saka kuşunun çok eski dönemlerden beri kafeste beslendiği bilinmektedir. 
 
Saka kuşunun doğada birkaç küçük çalı çırpı ile çok kolay yuva kurduğu hızlı ve doyumlu(mutmain-kanaatkâr-kahırkeş) olduğu bilinir. En sert dikenlerin üzerinde yaşam ve beslenmesini devam ettirir. Yuva yapmak ya da besin elde etmek için küçük dalları iki ayağı ile tünediği zemine kıstırıp kendine doğru çekebildiği gözlenmektedir.  Ortaçağda saka kuşunun bu özelliğinin keşfedildiği ve bunun bir seyir haline getirildiği bilinmektedir. 
 
BURASI İLGİNÇ
 
Saka kuşunun Türkçe adının kökeni ise oldukça ilginçtir. Kafeste beslenen sakanın içme suyu küçük bir kap içine konarak,  kap tüneğe bağlandıktan sonra kafesin dışına sarkıtılır. SAKA KUŞU SUSAYINCA DOĞAL YETENEĞİNİ KULLANARAK SU KABİNİN İPİNİ AYAKLARIYLA ÇEKİP KABI TÜNEK HİZASINA GETİRMEKTE VE SUYU İÇMEKTEDİR. SAKA KUŞUNUN BU ÖZELLİĞİNİN KEŞFEDİLDİĞİ VE BUNUN BİR SEYİR HALİNE GETİRİLDİĞİ BİLİNMEKTEDİR. 
 
BU ÖZELLİĞİ SAKA KUŞUNUN SAKALIK, YANİ SU TAŞIYICILIĞI VE SATICILIĞI MESLEĞİNİN ADIYLA ANILMASINA YOL AÇMIŞTIR.
 
En iri saka kuşu Carduelis carduelis major/SİBİRYA SAKASIDIR. Büyük(Major) sakalar soğuğa en dayanıklı saka türleridir.
 
SİBİRYA VE SAKA KUŞU, SİBİRYA VE SAKALAR.
İşte benim bir küçük kuş kadar küçük bağlantılarım. Bence binlerce yıldan sonra çok büyük ad bilgileri(onomastik) bunlar. Ne mutlu ki belleğimizden silinmeden yaşıyor.
 
Şimdi Saka kuşları neden Su taşıyıcılara, Su satıcılara benzetildi, Sakaların suyla ilişkisi neydi ona bakalım?
 
Nereden nereye.. Belki benimki delilik ama olsun..
Belleğimizi anlattım biraz. 
 
Yine onomastik belleğimizden Türklerde ve Türk ordusunda Sakalık nedir, ona kafa yoracağız...
Bu konuda kuşlara göre daha fazla malzeme elde edeceğimizi düşündüm.
 
Sakalar-Saklar-İskitler- 03
Araştırmacı Yazar- Ali Yıldız
 
Sakalar okumalarımıza bir girizgâh olsun diye başlattığımız bellek yoklamalarının İKİNCİSİNDEYİZ.
 
Günümüzde unutulmuş olsa bile bundan yüz yıl önceki büyük şehirlerde, özellikle payitahtta(İstanbul) Sakaların varlığını ve hizmetlerini batılı fotoğrafçılar kayıt altına almışlardır.
 
Şimdi biz bunlara neden Saka denildiği üzerinde biraz durup, okuyucu yormadan ve sıkmadan Osmanlı ordu ve saray teşkilatında var olan bu hizmet sınıfının görevlerine bakacağız.
 
Önce yazılı kaynaklardaki Saka-İskit tiplemesi tanımlaması üzerinde duralım.
 
Göktürklerin atası olan Sakalar-İskitler hatta Nogayların atası olan diğer bir eski Türk kavmi olan Kimmerler sürekli olarak göç(hareket) halindeydiler. Evleri 6 veya 4 tekerlekli arabalar üzerine kurulmuş derim evler-topak evlerdi. At üzerinde uyur, hatta at üzerinde doğarlardı.
 
Bu kısımları asıl çalışmada kaynaklardan satır satır aktaracağım ama burada kısa geçiyorum.
 
Yunanlı tarihçi Herodot ve ünlü hekim ve filozof Hipokrat bunları bizzat görmüş aralarında bulunmuş, savaşlarına tanıklık etmiş, haklarında kitap yazmıştı.  Onların anlattığına göre Sakalar-İskitler (ve Kimmerler) deriden giysiler kullanır,  seri atlara biner, hızlı kılıç kullanır, tepesi uzun börkler giyer, atlarının üzerinde uyurdu. (Çok örneğimiz var ama geçelim)
Sakalar hayvan derisini terbiye ettiler. 
 
Bunun çeşitli yöntemleri var. 
 
Fakat Türklerde bu yöntem önce tuzlama, sonra köpek boku veya şap ve çam ekkisi (kabuğunun tozu)  ile yapılan bir temizleme-terbiyeleme yöntemidir. Son yüzyıllarda halk arasında yaygın olan Tabakhaneye bok yetiştirmek lafı da bu işlemle ilgili olup, anlamını bilmeden kullanır insanlar;  taze köpek boklarının deri işleme yerlerine tez iletilmesi ile ilgilidir. Burayı geçiyoruz..
 
Sakaların enselerinden aşağı doğru savrulan yeleli saçları, deriden kürkleri, cepkenleri, yamçıları, çakşırları vardı. Bozkırda uzun yol aldıklarından atları ve kendileri için gerekli olan gıda ve sularını yanlarında taşırlar, deriden yapılmış, yancık, kırba ve tuluklarda at terkisine asılmış suları bulunurdu. Kısacası onları görenler SAKA VE SUYU BİRLİKTE ALGILAMIŞLARDIR.
 
Bu teçhizat Türklerde sadece İskit ve Sakalarla sınırlı kalmadı. Onların devamı ve torunu olan çeşitli Türk kavimleri bu hizmeti devam ettirdiler.
 
Yavuz Sultan Selim zamanına kadar yangın söndürme işlerinde görevlendirilen Yeniçeriler bu görevi yaparken yağma ve soyguna başlayınca, yeni bir teşkilat kurularak görev yeniçerilerden alındı.
Ayrı bir teşkilat kuruldu. Adı Saka teşkilatı oldu. Sonra 1730 yıllarında 
 
Osmanlı ordusunda Sakalar veya Saka ocağı, Yeniçerilerin su ihtiyacını karşılamakla görevli askerlerin bağlı olduğu ocaktır.
 
Osmanlı Saray teşkilatında 16. Yüzyılda 909 H.1552 M. Tarihli Eskisaray(Beyazıt meydanında) ile Galata sarayına ait bir muhasebe icmalinde, Galata sarayında bir saray ağası ile beraber, 21 ağa, 4 hastane oğlanı, 5 hoca, birer katip imam, tabip, çamaşırcı, saka, şerbetçi vs olduğunu sakaların saka başına bağlı olduğunu kayıtlarda görmekteyiz. (Uzunçarşılı. O.S.T. S.205.303.481)
 
Saka ocağının  17. yüzyılda sayıları 700 kadardı. 
 
Kışlaları Ağakapısı dışındaydı. Seferde ve barışta yeniçerilerin içme ve yıkanma suyunu sağlamakla görevliydiler. Elbise ve çakşırları deriden olup beygirlerinin iki yanına astıkları meşin kırbalarla su taşırlardı. Sakabaşına bağlıydılar. Sakabaşıdan sonra Saka Kethüdası rütbesi gelirdi.
 
Sakabaşı ve Saka Kethüdasının bir görevi de Dîvân-ı Hümâyun toplantılarında padişaha ve vezirlere su, şerbet vb. sunmak, toplantı sırasında yemek yenirken ibrik ve havlu tutmaktı. Saka Ocağı, 1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasıyla ortadan kalkmıştır. Saka ocağı ortadan kalkmış fakat Saka kadrosu azaltılarak devam ettirilmiştir.
 
Uzatmadan söylemek gerekirse;
 
Cumhuriyet döneminde Antalya’da İskeleden sırtında teneke yüklü eşeklerle su çekenlerin de Saka olduğunu unutmadan. Üç bin yılı bir birine bağlamak için çalışacağız.
 
Sakalardan kalan bu hatıra ad ile bu günün modern Türkiye’sinde İstanbul’da  İSKİ, Ankara’da ASKİ ve Antalya’da ASAT’IN temeli Sakalara dayanır.. Veya ben böyle bir zincir kurdum. 
 
Benim hayal dünyamda Sakalarla başlayan su hizmeti Sakalık ve Su hizmetleri 3.000 yıllık bir tarihe sahiptir.
 
Sansasyon veya popülarite peşinde olmayacağımı okuyanlar bilir.
 
Buraya kadar Sakalarla ilgili belleğime nakışlanan onomastik bilgiler üzerinde durdum. Dahası var.
Bundan sonraki kısımlarda biraz toponomik bellek üzerinde duracağım.
 
Araştırmalarımda çok sürpriz bilgiler var..
 
Yazı Dizisin Diğer Bölümlerini Türk Tarihi Nedir Ana Sayfamızdan Okuyabilirsiniz...
 


Gazipaşa Haberler Not:
Eğer sizde mesleki haberinizin yada tarifinizin web sitemizde yayınlanmasını istiyorsanız; "Haberini Yada Tarifini Paylaş" sayfamızdaki kriterlere uygun bir şekilde uygun içeriklerinizi bize gönderebilirsiniz. Gazipaşa Haberleri internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü şair içeriklerle ilgili telif hakları www.gazipasahaberler.com 'a aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İzinsiz ve "kaynak gösterilse" dahi iktibas olunamaz; hiçbir surette kopyalanamaz ve başka bir yerde yeniden yayıma konulamaz.


  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

   
 
 

Benzer Haberler