loader
Sakalar-İskitler-İskit Altınları-39

Sakalar-İskitler-İskit Altınları-39

İskitler kökenlerini şöyle gösterirler. Bu ülke boştu, burada ilk önce Targiatos adında bir adam doğdu. Bu Targiatos’un babası Zeus, anası da Borystenes ırmağının kızıymış. Bunun üç çocuğu..

Sakalar-İskitler-İskit Altınları-39Sakalar-İskitler-İskit Altınları-39
Ali YILDIZ
 
Saka-İskit Kurganlarının bize kadar ulaştırdığı pek çok obje içinde herkesin ve her devirde en çok ilgisini çeken İskit Altınlarıdır.
 
Altaylar gezilerimizde Altay ve Tuva müzelerinde yakından gördüğümüz ve fakat resim çekilmesine izin verilmeyen o pırıltılı hazineleri hayranlıkla seyretmiş, bunları Altay’da Yanan Işık kitabımızda yazmıştık.
 
Günümüzden en az 3 bin yıl,  bize göre ise daha fazla yıllar önce altını döküm veya dövme yoluyla işleyen bu toplum şüphesiz ki medeni bir toplumdu.
 
Çünkü sadece altını değil, bakırı, çeliği işleyenler de onlardı. 
 
Yunanlı Tarihçi Herodot Karadeniz’in kuzeyinde(bu günkü Ukrayna) yaşayan İskitleri anlatırken onların efsanevi varoluş hikâyesini de ekler. Buna göre:
 
“İskitler kökenlerini şöyle gösterirler. Bu ülke boştu, burada ilk önce Targiatos adında bir adam doğdu. Bu Targiatos’un babası Zeus, anası da Borystenes ırmağının kızıymış. Bunun üç çocuğu olmuş. Lipoxais, Arpoxais ve Koloxais. Bunların zamanında gökyüzünden altından yapılma zanaat araçları düşüyor, bir sapan, bir balta ve bir kupa.
 
Bunları gören en büyük oğul altınları almak için yanaşınca kızıl kor elini yakıyor ve geri çekiliyor. İkinci oğul da aynı şeyi deniyor ve o da alamıyor. Üçüncü ve en küçük oğul da şansını deniyor. 
 
O yanaştığı zaman altınlar soğuduğu için alıyor ve evine götürüyor. Böylece kutsal veya göksel altına sahip olan en küçüklerine iktidarı bırakıyorlar. Bu küçük oğuldan olanlara Paralatlai deniyor. Diğer üç oğuldan olanlar da dâhil bunlara Skoloti deniyor ki bu kağanların lakabıdır. İskit adını onlara Yunanlılar takmışlardır. Gökten düşen bu altınları kağanlar özenle saklarlar ve büyük kurbanlar keserek bağlılıklarını ifade ederler.”
 
Bu anlatılanlar Herodot’a nakledilen efsanelerdir. Bu efsanede iki gerçek vardır. Birisi İskit altınları, diğeri de idarenin en küçük oğula bırakılması. 
 
Altın kısmına geçmeden hatırlatmalıyız ki; Türklerde ocağın, evin en küçük oğula bırakılması geleneği halen devam etmekte, en küçük oğul ocağı tüttürmeye devam ettiği gibi ana babaya da bakmakla yükümlüdür. 2007 yılında Gagavuz eline yaptığımız bir gezide o günkü Gagavuz Yeri Cumhurbaşkanı Mihail Formuzal bu geleneğin halen devam ettiğini anlatmıştı. Değişiklikler olsa da Anadolu’da bu gelenek sürdürülmektedir.  
Sıra İskit altınlarına geldi.
 
“İskitlerin oldukça uzak kuzeyinde tek gözlü adamlar varmış ve kutsal altına bekçilik yapan Grifonlar (geyik) varmış”. (Herodot. S.207-208)
Bu izahattan şunu anlıyoruz; Herodot’un gördüğü ve temas ettiği Karadeniz’in kuzeyindeki İskitlerin çok daha uzağında kutsal altını saklayan veya sahip olan bir halk var. Peki, burası nerededir?
 
Karadeniz ve Hazarın kuzeyini takiben Ural dağları ve Altay dağları silsilesi İskit veya Sakaların ilk ortaya çıktıkları Anavatanıdır. Burada İskitlerin eski kabileleri vardır. Çünkü İskitler batıya Kuzey Asya’dan gelmişlerdir.
 
Efsaneyi bir kenara bırakarak bakalım gerçek altınla tanışmaları nasıl oldu?
 
Bilindiği gibi bu toplum da avcı toplayıcı aşamasından geçti. Kuzey Asya’da balıkçılık ve avcılık yaptılar. Buradaki ırmak ve su kenarlarında yaşadılar önce. Hayatları suya çok bağlıydı. Günlerinin çoğu suların etrafında geçiyordu. 
 
Sakalar-İskitler-İskit Altınları-39
 
Bu bölgenin dağları çok sarp ve yüksek kışı oldukça sert ve yazı ılımandır. Kışın dağlarda kar donar. Donan kayalıklar ve toprak don basıncıyla çatlar ve yarılır. Donmuş buz tutmuş karlar bahar aylarında eriyerek dereler, ırmaklar ve nehirleri coşturur. 
 
Çoşkun sular dağda ne bulduysa önüne katarak bozkıra doğru yayılır ve durulur. İşte Avcı toplayıcıların altınla tanışması burada gerçekleşir. Dağ yamaçlarından sürüklenip gelen çeşitli malzeme arasında durulmuş ve yayılmış sularda çeşitli madenler de sürüklenip gelmişlerdir. 
 
Bakır, demir, altın. Duru akan sularda parıldayan kızıl renkli maden balıkçıların dikkatini çeker ve onu toplamaya başlarlar. Bunlar küçük parçalardır. Çoğu da sürüklenip gelirken tıpkı çakıl taşları gibi aşınıp yuvarlanmış güzel bir görüntü kazanmıştır. 
 
İlk avcılar balıklarla beraber bunları da yanına alıp çadır veya evlerinin yolunu tutarlar. Balıklara çocuklar sevinirken, evin erkeği, evde bekleyen karısına bu altınlardan hediye verip onu sevindirir. Bunun benzeri sahneleri tıpkı Altaylardaki gibi Amerika’nın ilk yerleşimcilerinin maceralarını anlatan filmlerde görebiliriz.
 
İşte altınla tanışmanın gerçek hikâyesi budur. 
 
Tabii ki bunun gerçekleşmesi yaşanan bölgede altın madenlerinin olmasına bağlıdır. Peki, Kuzey Asya’da altın madenleri var mıdır? Evet, hem de çok vardır. Türklerde altının adı Kızıl’dır. Biz Tuva başkenti Kızıl müzesinde bu altınları görmüştük. Maden rengini başkente vermiş. Altının çok çıktığı yer olan Tuva başkenti de adını altından almıştır. Altaylarda halen altın üretilmeye devam edilmektedir. 
 
Alman asıllı Rus Tarihçi Radlof 1860 yıllarında eski Saka yeni Altay memleketlerinde çıkarılan altın madenlerine müfettiş olarak atanmıştı. Bu bilim adamının yazdığı Sibirya’dan adlı eserde ırmak kenarlarındaki bu madenlerin adı ve yerleri çokça verilmiştir.(Bknz. Radlof. Sibirya’dan Seçmeler)
 
İskitlerin altınla ve diğer madenlerle tanışması, sonraki zamanlarda gelişen üretim metodları ve maden teknikleri ile onları sadece savaşçı bir millet yapmadı, aynı zamanda madenleri işleyerek onu amaçları doğrultusunda kullanan madenci, çelikçi, altıncı zanaatkarlar da yaptı.
Böylece Bakır, Çelik ve Altınla anılır oldular.
 
İskit Altınların acıklı sonunu gelecek sefer anlatalım.


Gazipaşa Haberler Not:
Eğer sizde mesleki haberinizin yada tarifinizin web sitemizde yayınlanmasını istiyorsanız; "Haberini Yada Tarifini Paylaş" sayfamızdaki kriterlere uygun bir şekilde uygun içeriklerinizi bize gönderebilirsiniz. Gazipaşa Haberleri internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü şair içeriklerle ilgili telif hakları www.gazipasahaberler.com 'a aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İzinsiz ve "kaynak gösterilse" dahi iktibas olunamaz; hiçbir surette kopyalanamaz ve başka bir yerde yeniden yayıma konulamaz.


  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

   
 
 

Benzer Haberler