loader
Saka-İskit-Tatar-Türk-25

Saka-İskit-Tatar-Türk-25

Uygur dilinde köy kâhyası anlamında kullanılan “çupan-çoban” kelimesi, ilkel anlamda yüksek manasını koruyarak Sinokorea’da(Kuzey Çin ve Kore) vekil sekreteri (bakan müsteşarı, müşaviri?) demek

Saka-İskit-Tatar-Türk-25Saka-İskit-Tatar-Türk-25
Araştırmacı-Yazar / Ali YILDIZ
 
“Çin devletinin kuruluşunda önce Şanglar, sonra Çu’lar etkili olmuştu. Şang’ların bir bölümünün dili Türkçe kökenliydi. Çu’lar ise Türktüler. (Çu’ların da Sakaların bir kolu olduğunu daha önce yazmıştık).
 
M.Ö. 1050 yıllarında Çu’lar Çin’in hem komşusu hem de içiçe yaşamakta olduklarından Çin toplumu üzerinde büyük bir tesir bırakarak; şimdiki bilinen Çin Dili ve devlet düzenin nihai olarak kurulmasını sağladılar.
 
Finlandiyalı Türkolog ve dil bilimcisi Ramstedt, Türklerin sadece Çin üzerindeki etkilerini değil, Çin’in kuzeyi ve Kore  sahasında da gelişmiş olduğunu ve bu dilin de Türk dilinden türemiş olduğunu tespit etmiştir.”  (ZVT. UTTG. S.15)
 
Buna göre, Uygur dilinde köy kâhyası anlamında kullanılan “çupan-çoban” kelimesi,  ilkel anlamda yüksek manasını koruyarak Sinokorea’da(Kuzey Çin ve Kore) vekil sekreteri (bakan müsteşarı, müşaviri?) demek olan bir yerde durmaktadır. Ön Asya Türkçelerinde yarım manasında kullanılan “ buçuk” kelimesi de Kore dilinde “pçok” şeklinde yerini almıştır. Pçok-buçuk-yarım;  “yarmak” fiili ile bağlantılı olup bir şeyi yarmaya yarayan alet “bıçak” algısını oluşturmaktadır. “Tuz” ise Kore dilinde, “su kumu-sudan çıkarılan kum” anlamında “sokom” şekline dönüşmüş, Türklerdeki devlet yönetimi deyimlerinden “kağan”, “kan-han”, “tarhan” kelimelerinin de benzerlerini Kore dilinde “ke-kwan”, “Kwan”, “tar-kwan”” olarak yaşamaya devam etmiştir. 
 
Orta Amerika yerlileri olan Kızılderililerin, kıt’anın Asya’ya bakan taraflarında(batı) Türkçe ’ye benzeyen kelimelerin bulunduğu bilinmektedir. 
 
Güney Asya dillerinde iyi bir analiz yapılacak olursa, Türkçe kelimelerin sadece Uzak Asya’da değil, aynı zamanda eski çağ Ön Asya ve Güney Asya dillerinde Proto-Türk kelimelerin bulunabileceği anlaşılmaktadır.
 
İki Bin Yıl Sonra
 
Miladi 1360 yıllarında Anadolu’dan uzak doğuya doğru iki sefer yapan adı tespit edilemeyen bir Fransisken papazın seyahatnamesinin 1912 yılında yapılmış İngilizce çevirisini, 2006 yılında Hollanda sahaflarında buldurup getirtmiş ve tercüme ederek yayınlamıştık. (Bknz.Ali Yıldız, Teke ve Karamanoğulları Bayrağı.2011)
 
İngilizce adı “Book of The Knowledge” olarak verilmiş olan kitapta Türklerin (kitapta o çağın adlandırması ile Tatarların) etnik aidiyet ve egemenlik etki alanlarını oldukça ayrıntılı anlatmış olduğunu görürüz.
Çok iyi eğitilmiş olan Fransisken papazlar, Türklerin Avrupa derin hafızasındaki bilgiler sahiptiler. Tabiri caiz ise hasımlarını iyi tanıyor, nerden nereye yürüdüklerini iyi izliyorlardı.
Şimdi bu seyyahın Türkistan-Orta Asya ve Güney Asya topraklarını anlatan bölümlerinde neler anlattığına bakalım.
 
“Java’yı terk edince OXANAP  krallığına geri döndüm ve geniş eyaletleri ve birçok şehri olan ARMALEC  krallığının yolunu tuttum. Ziyaret ettiğim şehirler şunlar: ilki krallarına taç giydirdikleri, dünyadaki en büyük şehirlerden biri olan BYABALEC , başka bir şehir ORGA , Balaxes  madeni çıkarılan bir madenin bulunduğu BALAXIA , ötekileri MENOAR, ALMODASI, LACERIA, NORANDA ve RAFANIA. Bu imparatorluk LINI ve VIGUY krallıkları ile BENGALA Körfezi ve CATAYO (Çağatay) imparatorluğu arasında uzanır. Bu imparatorluğun arması sarı bir çizgi olan beyaz bir bayraktır.
 
ARMALEC imparatorluğundan ayrıldıktan sonra kara yolu ile bütün sakinleri kırsal alanda yaşadığı için hiçbir şehrin ve kasabanın bulunmadığı, sadece gruplar halinde insanların bulunduğu çok kalabalık bir bölgede çok uzun bir yolculuk yaptım. Sonunda CATAYO imparatorluğuna vardım. Buradaki bütün şehirler Hindistan Denizi ile birleşen doğu denizinin kıyısındadır. Bu doğu denizi mercan kayalıkları ve adalarla dolu, doğusunda hiçbir kara parçası olduğuna dair haber yok, tıpkı batı denizinde olduğu gibi sadece sular var. CATAYO'nun İspanya çizgisinde dünyanın sonu olduğunu bilmenizi isterim. Batısında ARMALEC imparatorluğu, doğusunda doğu denizi, kuzeyinde TARTARIA'nın etrafını kapsayan MONTES CASPIOS  var. Bildiğim CATAYO şehirleri şunlar: SOLIN, GODIANA, MAGODIANA, MORROSIA, FACOLISIA, DARDASAN, TORDAOR, BOCARDA, ASCANIA, LONGAUISA. Bu imparatorluk MONTES CASPIOS'dan doğan ve birçok kola ayrılan üç büyük ırmakla sulanır. Bu ırmaklardan en büyüğüne, 
 
TARTARIA'yı kuşatan kapılardan biri olan MAGOT kalesinin  yakınından doğduğu için MAGOT diyorlar. Bu MAGOT ırmağı yeşil denize  dökülüyor. Öteki iki ırmak JAVA Denizi'ne dökülüyor. Bu İmparatora GOSMAN IMPERATOR MORROY ve GRAND CAN, (Büyük Han-çn), Doğu'nun Hakanı diyorlar. Arması, ortasında başında imparatorluk tacı bulunan beyaz giysiler içindeki imparatorun, bir elinde bir Türk yayı, diğerinde altın bir elma (Kızıl Elma?  ) tutarak tahtında oturduğu, altın sarısı bir bayraktır.   (Bkz. Tablo XVI, 75, 76)
 
CATAYO'ya iki belirli yol vardır. Biri COSTANTINOPLA'dan (Konstantinopol-İstanbul) başlayıp büyük denizi  geçerek, LENTANA  Denizi'nden geçip AUEGAZIA toprağına, oradan REY DAVID toprağına geçip, büyük ERMENİSTAN'dan geçerek Demir Kapı üzerinden Sara Denizi'ne  ulaşır. Oradan sonra JANULA adası üzerinden MONIMENTI  Körfezi üzerinden TRASTARGO şehrine varılır. Ondan sonra NORGANCI yolunu tutup MONTES CASPIOS'tan geçerek CATO(Hıtay) şehri ve BOCARIN  krallığına varılır. 
 
Bundan sonra hiçbir şehir veya kasabaya rastlamadan CATAYO imparatorluğuna kadar bütün Asya'nın geçilmesi gerekir. Öteki yol ise Akdeniz'e girip CHIPRE (Kıbrıs) adası üzerinden büyük Ermenistan'a, oradan da TURQUYA (Türkiye) içinde olan SAUASTO (Sivas) şehrine varıp ve Fırat ırmağına ve sonra da ARGOT şehrine varılır. Ondan sonra MESOPOTAMIA imparatorluğundan geçilmesi gerekir, böylece AR ırmağına varılır ve Pers İmparatorluğu içindeki LA EGLESIA krallığına varılır. Ondan sonra bütün Pers İmparatorluğu geçilerek TORIS  şehrine varılır; 
 
SARA  denizi sol yanda bırakılarak, ne bir şehir ne de kasabanın olduğu bütün SIRAS krallığı içinde seyahat edilir. Ardından SARMAGANT  krallığından geçilir, daima doğuya gidilerek SÇIM krallığına ulaşılır. Bu SÇIM daha önce bahsettiğimiz, yukarı Hindistan'daki doğu denizine sınır SÇIM değildir; bu SÇIM CATAYO imparatorluğuna komşudur. Ama SÇIM'den  CATAYO'ya kadar, ne bir şehir ne de kasaba vardır, çünkü buranın sakinlerinin hepsi kırda (göçer)yaşarlar.
 
CATAYO imparatorluğundan ayrılıp Kuzeye doğru MAGOT ırmağının güzergâhı boyunca 65 gün yol aldım. Ne bir şehre ne de bir kasabaya rastladım. Buraların tamamında sürüleri bulunan aşiretler yaşıyor. Buranın tamamı engin bir arazi ve ne bir kaya, ne ağaç var ve insanlar ekmek yemiyor; sadece et yiyip, süt içiyorlar. Ama monos  dedikleri bir tahıl ekiyorlar, bu ajonjoli'ye (Java  tohumu-çn) benzeyen bir şey. Bu her zaman ekilebilir ve hemen filiz verip çıkar ve 30 gün sonunda biçilebilir. Büyük miktarda ekilir ve sütle pişirilip çok güzel bir yemek olur. İnsanlar bunu kendileri yer ve seyyahlara da ikram ederler. 
 
Bu kabilelerin sayısı belirsiz çok atı vardır. Atlar arpa yemezler çünkü yoktur, sadece ot yerler. İklim uygun olduğu için sayıları çoktur. Ondan sonra MAGOT'daki MONTES CASPIOS'a vardım. Bu dağların ölçülemeyecek kadar yüksek olduğunu ve denizden denize TARTARIA'yı çepeçevre kuşattığını ve aralarından sadece çok dar bir geçit olduğunu bilmenizi isterim. Burada, doğal olarak demir böyle olduğu için, tamamen mıknatıslı demirden yapılma bir kale vardır ve bu bulutlara kadar yükselen bir kaledir. Ve kalenin eteklerinden MAGOT ırmağı doğar. 
 
Öteki yakada da aynı yükseklikte ve GOT  denen aynı taştan yapılma başka bir kale vardır. Kaleler çok yüksek olduğu için herbirinin içinde onbin kadar insan yaşayabilir. Bu iki kale arasında Demir Kapı vardır ve TARTARIA girişini kapatır. Bu dağlar arasındaki bölge taş ve ağacın olmadığı bir düzlüktür ve ılıman bir iklimi vardır ve birçok sürüye terkedilmiş durumdadır. Bu ovanın uzunluğu yüz günlük, genişliği 70 günlük yolculuk tutar ve etrafı tamamen bu MONTES CASPIOS ile kapalıdır. Doğusu tamamen denizdir ve çok büyük kayalık vadiler vardır.
 
TARTARIA'da (Türkistan), birbirlerine hiçbir kötülük yapmamaları dışında, tanrının hiçbir emrini yerine getirmeyen sayısız kabile vardır.
 
BU KISIM İLGİNÇ:
 
Kendilerine çok güvenirler ve hem yaya hem de atlı olarak büyük savaşçıdırlar, öyle ki “İskender” onları yenememiştir, ne de dağlardan ülkelerine girebilmiştir. Çünkü demir kapıları arkalarına büyük kayalar koyarak sağlamlaştırmışlardır ve kapılar uzun süre kapalı kalmıştır. Nihayetinde engelleri kaldırıp kapılardan çıkarak kendileri dünyanın büyük bölümünü fethetmişlerdir. CATAYO imparatorlarının tamamı bu silsileden gelir. Bu silsileden ayrıca ARMALEC, ARAUIA ve MESOPOTAMIA( Elam-SümerHurri) imparatorları, bütün Persler, SARA imparatorluğunun imparatorları yanı sıra Türkler, Tatarlar, Saracenler ve Gotlar  da bu silsileden gelir. Bunlardan bazıları İbrahim (peygamberin) şeriatına dönmüşler, bazıları da Berberi olmuşlardır. 
 
TARTARIA'nın bilge adamları Adem çağının 7 bin yılı tamamlandıktan sonra, bütün yeryüzünün hakimleri olacaklarını ve bütün insanların kendi yasalarına ve özgürlüklerine göre yaşamasını sağlayacaklarını söylerler. 
Ama kesinlikle, ne olursa olsun hiçbir yasaya uymazlar ve birbirine kötülük yapmama dışında tanrının hiçbir emrine uymazlar. Bu etrafı kapalı TARTARIA bütün yeryüzünün dörtte birini kaplar. Bu ülkenin ortasında TABASUM denizi  dedikleri büyük bir göl vardır. Bu ülkenin halkına MOGOLES (Moğollar) derler ve ülke de MOGOLIN (Moğolistan), TAGOJAR ülkesi, GOT ve MAGOT ülkesi diye bilinir. 
 
CATAYO imparatorluğu bu dağlar arasında sıkışmıştır. MAGOT kalesinde bir süre kaldım, çünkü hergün çok olağanüstü, şaşırtıcı şeyler gördüm ve duydum. TARTARIA kuzeyden ALBIZIBI toprakları ile kuşatılmıştır Burası, her ne kadar bazı yerlerde vahşi olan ve çiğ et ve balık yiyen insanlar yaşasa da, çöl ve meskun olmayan bir yerdir. Bunların köpek gibi uzun yüzleri vardır, ama beyazdırlar ve yapacak bir şeyleri yoktur (bir şey yapmazlar). Bunlara SINOFALOS   denir. Bunlardan birini NORGANCIO(Ürgenç) şehrinde gördüm. 
 
CATAYO imparatorluğunda SÇIM  denen bir krallık vardır ve SARMAGANT , BOCARIN  ve TRIMIC  krallıkları sınırları arasındadır. SÇIM krallığı, doğu denizi kıyısındaki yukarı Hindistan'dadır ve bu SÇIM krallığından sonra büyük CAUCASUM dağı gelir. Bu dağ doğu denizinden aşağı Hindistan'a kadar uzanır. 
 
TRIMIC krallığının tamamı birçok kaynak ve ırmağın doğduğu dağlarla çevrilidir. Bu topraklar çok sağlıklı bir iklime ve agubilada'ya  sahiptir, bu nedenle burada doğanlar ve yaşayanlar çok uzun süre yaşarlar. Açık zihinli ve hafızaları iyi insanlardır, bilim alanında bilgilidirler ve yasaya göre yaşarlar. Bilimden ilk haberi olan ve öğrenen insanların bu insanlar olduğunu ve Perslerin (bildikleri-çn) o şeyleri bu insanlardan duyduklarını söylerler. Bu nedenle başka herkesten çok onuru hakederler, çünkü başka hiç kimse ne bilim ne de eğitimde onlara denk değildir: ve bu nedenle bütün öteki insanlardan daha çok onuru hakederler. 
 
Çünkü başkaları bilim ve eğitimde bunlara denk olamaz. Bunun nedeni doğum yerlerinin doğu olması ve kasaba ve büyük şehirlerin geri kalanı ve bu krallığının temellerinin ılıman iklimde olması ve bu iklimin insanların vücutlarını ve büyük oranda ruhlarını da ılımlı yapması ve onlara iyi bir kavrayış ve açık bir bellek vermesidir. Bu nedenle büyük onuru hakederler . Buradan ötede yaşayanlar Hindistan halkıdır ve ekvator çizgisine yakın yaşarlar. Ülkeleri çok sıcaktır. Kasabalarının çoğu deniz kıyısındadır ve birçok ada vardır. 
 
Dolayısıyla hava denizden nem alır ve bu nem kuraklık ve sıcağı azaltır. Bu şekilde, güzel saç, güzel vücutlar ve endamlı biçimler oluşur. Bu, koyu rengin dışında sıcaklığın ürettiği bir şey değildir. Yukarı Hindistan MONTES CAUCASOS'un devamında MARE SERICUM ya da MARE CANSASUR denen doğu denizi ile kuşatılmıştır.


Gazipaşa Haberler Not:
Eğer sizde mesleki haberinizin yada tarifinizin web sitemizde yayınlanmasını istiyorsanız; "Haberini Yada Tarifini Paylaş" sayfamızdaki kriterlere uygun bir şekilde uygun içeriklerinizi bize gönderebilirsiniz. Gazipaşa Haberleri internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü şair içeriklerle ilgili telif hakları www.gazipasahaberler.com 'a aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İzinsiz ve "kaynak gösterilse" dahi iktibas olunamaz; hiçbir surette kopyalanamaz ve başka bir yerde yeniden yayıma konulamaz.


  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

   
 
 

Benzer Haberler